Uyurken Başınıza Gelebilecek 10 İlginç Şey

Çoğumuz için uyku zor ve yorucu geçen bir günün ardından sığındığımız limandır. Vücut için en yararlı dinleme biçimlerinden birisi uykudur. Gerek günün yorgunluğu gerekse .zihnimizi boşaltmak için. Uyku sırasında bilincimiz tam olarak yerinde olmaz ve vücudumuz pek çok değişime uğrar. Bunlardan başlıcası hepimizin bildiği üzere uykunun vücudumuzu onarıp ve canlandırmasıdır. Her uyanışımız da farklı bir insan olabiliriz.

10. Anıları Hafızaya Depolama

İnsanlar dünyadaki en aktif varlıklardan biridir. Gün içinde bir çok olay ile karşı karşıya kalırız ve diğer insanlarla sürekli iletişim halinde oluruz. Bunların hepsi bize çok sıradan ve önem arz etmeyen işler gibi gelse bile beyin için öyle değildir. Bu olayların hepsi beynimizde kuytu bir köşe bulup saklanır. Bu olayların önem derecesi sizin bilinçaltınıza bağlıdır ve buna göre hatırlayıp hatırlamazsınız. Peki beyin bunu nasıl gerçekleştirir ?

Beynimiz uyku sırasında gün içinde yaşanan olayları tekrar eder, yani bir nevi üstünden geçer. Bu olayları kategorilerine ayırır ve beynin uzun vadeli hafıza merkezinde depolar. Bu tekrar sırasında beynimiz önemsiz, olayları ve kişileri atar depolamaz.

Sizinde çevrenizde çocukluk anılarını dün gibi hatırlayan insanlar vardır. Bu tür insanlar o kadar eski anıları hatırlayabilseler daha iki gün önce yaptıkları şeyleri tam olarak hatırlamakta çok zorlanır. Hafıza bilgilerin öğrenilmesi ve tutulması kadar, bir sporun veya oyunlardaki ustalık becerisinin geliştirilmesi için de gereklidir.

9. Kan Basıncının ve Çekirdek Sıcaklığının Düşmesi

Uykuya dalmadan yaklaşık 30 dakika kadar önce vücut, vücut iç sıcaklığı yani çekirdek sıcaklığını düşürmeye başlar. Vücut tarafından uygulanan bu işlem metabolizmanızı, acıktırmadan uzun süre uyuyabilmeniz için yavaşlatır. Uyurken her şey yavaşlar ama asla durmaz. Bu işlemlerin sonucunda kalp atım hızınız ve kalp basıncınız da yavaşlayacaktır.

Neredeyse hepimizin her sabah yaşadığı dengesizlik ve tutukluluk buna bağlıdır. Uyanmak için gelen talep üzerine, gelen bu talebe hızlı bir şekilde cevap verildiğinde uyku sırasında yavaşlamış olan kalp basıncı ve atım hızı aniden yükselişe geçer. Bu yükseliş gözlerimizi açıp yataktan direk fırlamamız ile birleşirse daha sert hissedilir.

8. Uyku Felci (Karabasan)

Hiç gördüğünüz bir kabusta koşamadığınız veya çığlık atamadığınız oldu mu? Peki uyandığınızda bilinciniz açık olmasına rağmen konuşamadığınız ve hareket edemediğiniz? İşte bu başınıza gelen şey Uyku Felci halk arasında karabasan olarak da bilinen bu durum rüyaların oluştuğu REM uykusunda meydana gelir.

Uykunun bu REM aşaması sırasında beynin kaslarındaki nörotransmitterleri ve reseptörleri bloke ederek arasındaki bağlantıyı koparır. Bu yüzden uyku felcinin meydana geldiği söylenmektedir. Bu aslında rüyada yaşanan eylemin gerçekte yaşanmaması içindir. Mesela, rüyasında koştuğunu gören bir kişinin gerçekte koşmasını engellemek gibi.

Uyku felci yaşayan için dehşet verici bir hadisedir. Çok uzun sürdüğü söylenemez ama sizi dehşete sürekler. Ayrıca bu durumun bir çok milletin efsanelerinde yeri vardır, bizde ise bu duruma karabasan denir. Bu duruma cinlerin sebep olduğuna inanırlar, korunmak için bir takım dualar tavsiye edilir.

7. Esnemek

Yaşadığımız gün içinde gerek ayakta duruşumuzdan olsun gerek diğer fiziksel hareketlerimiz yer çekiminden etkilenir. Ayakta duruşumuzda yer çekimi omurgaya basınç uygulayarak onu aşağıya doğru çeker ve omurgamız sıkışır. Bunun sonucunda, omurilik içindeki sıvı omurga disklerimizden yavaş yavaş dışarıya akar. Her gün gerçekleşen bu olay sonucunda aslında boyumuz 1 santimetre kadar küçülür.

Bu duruma benzer şekilde geceleri uyku sırasında omurgamız gün içerisindeki stresinden kurtulur ve bu kurtulma sonucu omurilik sıvısı bağlantılardan geri disklerin arasına dolar. Bu dolum sıvıyı omurgaya geri kazandırır, bu işlem omurgayı gererek 1 santimetre kadar uzatır. Aslında sadece uyurken büyüyebiliriz.

6. Uyurgezerlik

Dünyadaki herkes uyurgezerlik yaşamasa da genele bakıldığında uyurgezerlik ciddi olarak yaygındır. Dünya nüfusunun yaklaşık %30 civarı uyurgezerdir. Uyurgezerlik olarak adlandırılan bu uyku bozukluğu aslında isminden de anlaşıldığı gibi uyurken yarı bilinçli, yarı bilinçsiz bir halde yürüme durumudur. Beynin yarı bilinçsiz olduğu bu durumda insanlar uykularında, yataktan kalkılması, tuvalete gidilmesi, mutfağa gidilmesi ve hatta araba sürmek gibi zor işleri yapmaya çalışmaktadır.

Açıkçası, kulağa hoş gelen uyurgezerlik durumu çok büyük tehlikeler içermektedir. Uyurgezerlik özellikle çocuklarda daha çok görülür. Uyurgezer çocuğu olan ebeveynler, çocuklarını bu durumda gördüklerinde onları yavaş bir şekilde yönlendirerek tekrar yatağına ulaştırmalıdır. Uyurgezerlik genelde beynin günün anılarını depolamakla meşgul olduğu yavaş dalga uykusunda meydana gelir.

Yapılan araştırmalar sonucu bilim insanları uyurgezerliğin genetik olabileceğini ortaya koydu. Fakat tam olarak bilim insanları uyurgezerliğe neyin sebep olduğunu açıklayamamaktadır. Uyurgezer olan bu kişiler, sabah uyandıklarında önceki geceye dair hiç bir şey hatırlamayacaklardır.

5. Vücut Spazmları

Uyku sırasında kaslarda spazmlar meydana gelebilir. Bu spazmların baslıca sebebi, yorucu bir gün, kafein ve stres gibi durumlardır. Uyku sırasında meydana gelen bu kasılmaları aramızda yaşamayan yok denecek kadar azdır. Uykuya dalış evresinde meydana gelen boşluktan düşme hissi bu kasılmaların sonucudur.

Bu duruma “hipnik jerk” denmektedir. Aslında beyine dinlenme mesajı gönderilir, ama sinir sistemi bu mesajı almakta gecikme yaşadığı için bu durumun meydana geldiği söylenmektedir. Bilim adamları bu duruma ilk insanlardan kalan ilkel bir ağaçtan düşme refleksi olarak bakıyor. Bu hipnik jerk durumu çok kısa sürer fakat şiddeti fazla olup kişiyi uyandırabilmektedir.

4. Beyin Uykuda Daha Fazla Enerji Tüketir

Evet uyku sırasında beynimiz daha çok enerji harcar, aslında bunun sebebi çok basittir. Yeni bir güne başladığımızda yani uyanık haldeyken üretilen enerjinin yaklaşık %80’e yakın kısmını hareket, konuşma ve nefes alma gibi fiziksel aktiviteler tüketir.

Uyuduğumuzda ise bu fiziksel aktivitelerin neredeyse çoğu devre dışı kalır ve enerji açığa çıkar. Bu açığa çıkan enerji boşluğu beyine yönlendirilir ve enerjiyi beyin harcar. Bu büyük bir ihtiyaçtır, bu enerji sinirsel bağlantıları oluşturma, güçlendirme ve kalıntıları silmek için beyin tarafından tüketilir. Gün boyunca büyük baskı altında kalan beyin aslında uyku sırasında da sürekli aktif haldedir, ama yinede beyin için uyku sırasında serbest zaman denilen dinlenme kısmı vardır.

3. Kilo Vermek

Eveeeet, kesinlikle yanlış duymadınız uyurken kilo verirsiniz. Sabah uyandığınız sırada hiç çok susadığınız oldu mu? İşte bunun sebebi, vücudun uyku sırasında su kaybetmesidir. Vücut uyku sırasında su kaybeder ve bu su kaybı sizin kilo vermenize sebep olur.

Bu durumu şu şekilde düşünün: Akciğerlerimizde bulunan hava oda sıcaklığımıza göre daha sıcaktır, ayrıca nemle doludur. Uyurken nefes alıp verme işlemimiz sürekli devam ettiği için nefes verirken bu nem havaya karışır. Kaybettiğimiz bu suyun ağırlığı çok az, verdiğimiz nefes başına 0.02 gramdır. Fakat bu oranı gece uyku süremize yaydığımızda 0.5 kilogram kadar kilo vermiş olabiliriz.

2. Beynin Kendini Temizlemesi

Uyanık olduğumuz her an vücudumuzda ve beyin hücrelerimizde toksinler ve diğer atık maddeler birikme yapar. Gün boyu bu böyle devam eder, uyku sırasında ise bu hücrelerimiz boyunca beyinde biriken toksinler ve atık maddeler atılmaya başlanır. Bu beynin kendini temizlemesi olarak adlandırılır.

Bu temizleme aşaması ise şu şekilde işler: BOS olarak adlandırılan beyin omurilik sıvısı, omurgadan beyine doğru akarak hücrelerde bulunan toksinleri ve diğer atık maddeleri kendisine çekerek, beyni bu atıklardan temizler. Bu yüzden uykumuza yeterince dikkat etmeliyiz, ne çok az uyumalıyız ne çok fazla.

1. Rüyalar

Rüyalar hakkında ne biliyoruz? Bu görmüş olduğumuz, sonsuz dünyayı nasıl hemen unutabiliyoruz? Rüyalar hakkında aklımıza gelebilecek o kadar çok soru var ki bilim insanları bile rüyalar hakkında neredeyse hiç bir şeyi açıklayamaz durumda.

Biraz düşünürsek bunların nasıl ortaya çıktığı hakkında fikir elde edebiliriz. Rüyalar olabildiğince tuhaftır, vücudumuzun bilinçsiz olduğu her gece beynimiz yalnızca kafamızda var olan, ama gerçek olmasını istediğimiz bir hayali gerçekliği bize simgeler. Bu rüyalardan uyandığımızda kısa bir süre etkisinde kalabiliriz, uyanmamızın hemen ardından bu gördüklerimizi çok canlı bir şekilde hatırlasak bile dakikalar geçtikçe hızlı hızlı silinmeye başlarlar.

Rüyaların hangi amaçla oluştuğu bilinmese bile, REM uykusu sırasında meydana geldiği bilinmektedir. Rüyaların neden oluştuğu ve ne anlama geldikleri ile ilgili söylentiler, en az eski Yunanlılara ve Mısırlılara kadar uzanan on binlerce yıl insanlığın ilgisini çeken bir unsur olmuştur. Teknolojinin çok gelişmesi ile birlikte kullanılan ve beyin dalgalarını ölçen EEG ve tarayıcı olan MRI gibi cihazlar bu gizem dolu rüyaları çözmeye çalışsa da başarılı olamamıştır. Rüyaların kökeninin neye dayandığı ve ne amaçla gördüğümüzü anlatan bilgiler şu anlık teorik olarak kalacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir